Uzaylılar Nasıl Görünüyor? Cevabı Evrim Teorisinde Saklı

Son zamanlarda uzayla ilgili haberlerin artması bir çok kaynakta uzaylıların var olup olmadığını tartışma konusu yaptı. Bu tartışma konularından biri de uzaylıların nasıl göründüğü yönünde. Sinema tarihinde uzaylılarla ilgili tasvirler çoğunlukla insansı figürleri temele alıyor. Peki uzaylı bir balığı, timsahı ya da sincabı anımsatıyor olamaz mı? İşte bunun cevabını bilim adamları farklı bir şekilde vermeye çalışıyor.

uzayli

Bilim adamlarının tahminlerine göre Dünya 4,54 milyar yıl yaşında olmasına rağmen veriler Dünya üzerinde canlılığın 3,5 milyon yıl önce başladığını göstermekte. İlk canlıdan günümüze kadar ise 20 milyon farklı türün ortaya çıktığı biliniyor. Tabi yer yüzünde yaşamış canlı sayısı bunun milyonlarca kat fazlasına eşdeğer. Asıl tür patlaması ise kambriyen döneminde gerçekleşti. Çiçek şekilli hayvanlardan tutun da beş gözlü balıklar bu dönemin canlılarıydı.

İşte bu noktada Biyolog Stephan Jay Gould farklı bir düşünce deneyinden bahsediyor. Gould’a göre şans evrimin kilit noktalarından. Öyle ki, kaset geri sarılıp tekrar izlemeye başlansa ve şans bugün Dünya üzerinde bulunan türler yerine, kambriyen dönemindeki türler lehine olsa nasıl olurdu diye düşünmemizi istiyor.Bu durum farklı bir zeki canlının ortaya çıkmasına neden olamaz mıydı? Örneğin 7 gözlü zeki canlılar görebilirdik. Veya göz yerine farklı organlar da evrimleşip ütopik kombinasyonlar ortaya çıkarabilirdi.

Bilim insanlarının ortak görüşüne göre evrimsel yakınsama sebebiyle temel yönlerden uzaylılara benzememiz bekleniyor. Peki evrimsel yakınsama ne demek? Şöyle bir örnekle açıklayalım. Her gezegende enerji kaynağının bir yıldız olduğu varsayımıyla gezegen üzerinde bitkisel formların gelişebileceğini beklemek yanlış değil. Bu enerjinin aktarılabilmesi için de diğer canlıların bitkileri yiyecek bir ağız organının gelişmesini beklemek de yanlış değil. Doğal olarak ağızla birlikte gelişecek ilk bölüm de ağız ve çene olarak beklenilebilir.

Özetle temel noktalardan canlıların benzer özellikler geliştirmelerini beklemek normal. Yani uzaylılar bir şekilde bizleri andırıyor olmalı.

Peki uzaylılar böceklere benzemiş olabilirler mi? Bunun cevabı da çok basit aslında. Böcekler Dünya üzerinde açık ara en çok türe sahip grup; fakat iskeletin dışarıda olması büyümeyi negatif yönde etkiliyor. Ayrıca deri değiştirirken kendi ağırlıklarının altında ezilme ihtimalleri olabilir ve yeterince kompleks bir beyin geliştirmek için oldukça ince ayarlı bir vücut büyüklüğüne sahip olmaları gerekebilir. Dolayısıyla zeki uzaylıların böceklere benzemesini beklemek pek mümkün değil.

Bunun yanında geniş beyinin alet kullanma problem çözme yetenekleriyle doğru orantılı olduğu biliniyor. Bu nedenle tüm kapılar insanlara benzeyen canlılara çıkıyor. Bu tabi ki uzaylıların da iki göz, iki kulak, iki elleri olması gerektiği anlamına gelmiyor; ama genel hat olarak uzaylıların bizlere benzediği görüşünde birleşiyor bilim adamları.

Kim bilir, belki insanoğlu günün birinde dünya dışı zeki varlık formlarıyla karşılaşır ve cevabı öğrenir. O zamana kadar filmlerde bize benzeyen uzaylılarla yetinmeye devam edeceğiz.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: